AYŞE ŞAN


 

 

SEDA AKÇAN

 

Her türden gericilige karsi sesiyle savasan bir kadin 

     
Kürt müziğinin efsanevi kadın seslerindendi… Bugün 40’lı yaşlarda olan hemen hemen bütün Kürtlerin ilk gençlik yıllarına onun şarkıları damgasını vurdu. İnsan duygusundan bir daha asla silinmeyecek olan gerçek bir sanatçıydı. Yanık, kor gibi, kızıl kadife  bir sesi vardı. Bütün Kürtler onun sesini duymak için elinden geleni yapardı, ama kimse bilmezdi o büyüleyici kadının kendi dünyasında neler yaşadığını.
 
   
Baba evinde kurulan dengbêj divanlariyla yaşama gözlerini açan Ayşe Şan, babasinin denjbêj olmasi nedeniyle küçük yaşta müzikle tanışmış, müzik hayatına Diyarbekir’de kadın cemaatlerinde ilahiler söyleyerek başlamiştir. Eyşana Kurd, Eyşe Xan, Eyşana Eli olarak da tanınan sanatçı, Qederê ve Dayikê gibi unutulmaz sarkilara imza atan kisidir.
 
Dokuz yaşında babasını yitiren şan, yaşadığı toplumda kadınların şarki söylemesinin günah olarak görülmesinden dolayı maruz kaldigi feodal baskılara dayanamayıp genç yaşta Diyarbekir’den ayrılarak Antep’e gider.
 
Antep’te sanat yaşamına ilk ciddi adımı atan Ayşe Şan, Kürtçenin yasak olması nedeniyle radyoda İki yıl boyunca Türkçe şarkılar söyler. 1963 yılında ekonomik sıkıntılar nedeniyle sanatın merkezi olarak gördüğü Istanbul’un yolunu tutar.
 
Istanbul’da Kürtçe ve Türkçe konserler verir. ‘Ez Xezalim’ adlı parçasiyla ünlenir, daha sonra çıkardıgı Kürtçe-Türkçe ilk kaseti, onun tanınmasını saglar. Ancak Ayşe Şan’in tanınması onun üzerindeki baskıları azaltmak bir yana, bilakis artırır. Kürtçe müziğin yasak olduğu bu yıllarda baskılara daha fazla dayanamayan Şan, Türkiye’yi terk ederek Almanya’ya gider. Burada sanat ve yasam mücadelesini sürdürmeye çalışırken 18 aylık kızı Şahnaz’i yitirir. Direndigi baskiların üzerine bir de böylesine bir acı yaşamış olması üstesinden gelmekte epeyce zorlanacağı acı bir durumdu.
 
   
Bir süre burada yasadiktan sonra sartlarin uygun hale geldigini düsünüp Almanya’dan Istanbul’a geri döner. Fakat Istanbul’da yasami umdugu gibi iyi gitmez. Artik üç çocuk sahibi bir anne olan San bu kez, söyledigi sarkilar nedeniyle baski ve tehditler ile karsilasir. Çocuklarinin da bu durumda kendisini yalniz birakmasi üzerine 1979 yilinda Bagdat’in yolunu tutar.Bagdat’in Sesi Radyosu’nda Eysana Eli adiyla sesini duyurmaya baslar. Dönemin Hewler Valisi’nin daveti üzerine Hewler’e giden San bir çok konser verir. Burada bir çok sanatçiyla tanisma firsati bulur.Ayse San’in hayatindan etkilenen sanatçi Cizrawi, ‘Le le le waye, Eysane le waye, çav biçuke le waye..’ gibi Ayse San’nin askini dilendiren sarkilar seslendirir.        
                                  
     
Ayse Şan, kardeş ve akrabalarının ölüm tehditleri yüzünden dogdugu, hayatının ilk yıllarını geçirdiği ve çok sevdiğini her firsatta dile getirdigi Diyarbekir’e bir daha gidemez. Sadece annesinin ona sahip çikmasi, sevdiği sehre gitmesi için yeterli olmaz.
 
Kendi hayatında  şahit olduğu yalnızlık ve baskıyı şarkılarında  dillendiren Ayşe Şan, yine de bütün acılarını metanet ile karşılayabilmiş, ezilmişliğin üstünü örten perdenin arkasını gören, bilinçli bir sanatçı olarak; tüm sıkıntıları ile mücadele etmeyi bilecek kadar direngen bir kadındır..
 
Kısa bir süre sonra kanser hastalığına yakalanır ve ölümünden önce son kez kızını görmek isteyen anneye akrabaları izin vermediği gibi, annesinin mezarını bile bir kez olsun ziyaret etmesine izin verilmez. Bu olay Ayşe Şan’in hayatında büyük bir yara açar.
 
Ayşe Şan  acısını, müzik duygusunda derin izler bırakan bu olay sonucunda ‘Dayike’ şarkısıyla dillendirir. Bir dönemin bütün gençlerini etkileyerek o dönemin efsanesi haline gelmiştir.
 
Zorluklarla dolu olan hayati gurbet elde tek basina mücadele ve sıkıntılarla geçmistir.
 
Ayşe Şan 18 Aralik 1996 yılında İzmir’de kanser hastalığına yenik düşerek, yasamini yitirmiş, aramızdan ayrılmıştır.
 
Copyright © 2012 - All rights reserved
Vertex Yazılım